|
GÜNLERİN
TORTUSU
Yeni Dönem, Yeni Görevler
YAYIN KURULU
Ülke tarihinin en
önemli seçimlerinden birini arkamızda bıraktık. AKP oy oranını artırarak
yeniden tek başına hükümeti kurdu. Ordunun öteden beri AKP’yi laik
demokratik sistem açısından tehlike görerek geliştirdiği stratejik
planlamalar tutmadı. Militarizmin tüm kurumları, CHP’si, Kemalist
kurumlar, yapılan mitinglerin AKP’yi zayıflatmak bir yana güçlendirdiğini
gördük. Cumhurbaşkanlığı seçimi nedeniyle ordunun laik sistemi korumak
adına verdiği muhtıra ve anayasa mahkemesinin kararı ile daha önceki
cumhurbaşkanları için aranmayan 367 sayısının Gül için aranması ile
AKP’nin oy potansiyelinde ciddi bir artış oldu. AKP bölgede de çok önemli
bir çıkış yaparak önemli bir DTP oyunu kendine kattı. Bu seçimlerde askeri
vesayetin işaret ettiği istikamet geniş halk kesimleri tarafından
onaylanmadı. Bu sonuç askeri vesayet sistemi açısından bir referandum
anlamına gelmese de askeri vesayetin bu süreçte “yara aldığı” açık. Askeri
vesayet üzerinde Kürt vekillerin meclise girmesinin de çok ciddi olumsuz
bir etkisi var. Her türlü düzenbazlığa karşın Kürt halkı vekillerini
Türkiye’nin kalbine sokmayı başardı. Kürt illerinde AKP’nin hükümet
olanaklarını kullanmasının yanında, sahip olduğu ideolojik söylem ve
askeri vesayete karşı ürettiği argümanlar oy potansiyelini atırmaya olanak
sağladı. Bu başarıda kuşkusuz bizlerin politik çalışmalarının,
ideolojik-politik dil ve söylemlerin yetersizliğinin ve kitlede meclise
girilebileceğine karşı olan inancın zayıf olmasının da etkisi var.
Açık ki Lenin’in
deyimiyle “tarihsel olarak miyadını doldurmuş, politik olarak ise henüz
doldurmamış” olan burjuva parlamentosunda yer almanın önemi ve anlamı
oldukça fazla. Tarihsel anlamının yanında güncel politik açıdan da önemli
bir olanak yakalanmış durumda. Eğer bu süreci bir çatı partisi ile
taçlandırabilirsek devrimci mücadele açısından iki defa önemli bir iş
yapmış olacağız. Bu ülkedeki haklar ve özgürlükler mücadelesini bir adım
daha öne taşıyacak bu girişim. Hâlâ insanların kandırılmasına vesile olan
mecliste birilerinin kral çıplak diyebilmesi son derece önemli. Hele ki
sınır ötesi operasyonların kapıda olduğu bir süreçte zaman kaybetmemek
gerekli. Dışardaki mücadele meclisteki mücadele ile birlikte ele alınmalı.
Bunun pratik aracının adı çatı partisi.
Bu arada vekillere
karşı bir kampanya örgütlenmeye başlamış durumda. Kürtçe mi yemin
edecekler, MHP ile kavga edecekler mi vb.. Bunların askeri vesayet
sisteminin kiralık unsurlarınca propaganda edildiğine kuşku yok.
Bu arada 2002’de
baraj altında kalan partilerden MHP hariç hiçbiri meclise giremedi. MHP
ise oylarını ciddi bir biçimde artırarak meclisteki yerini aldı.
Önümüzdeki süreç son derece önemli bir süreç. Askeri vesayet, “kalesindeki
golü” çıkarmak için bazı adımlar atacak. Onunla koordinasyon içindeki
paramiliter kuvvacı derneklerin terörü bir yöntem olarak kullanacaklarına
kuşku yok. Diğer yandan MHP’nin gerek parlamentoda ve gerekse de sokakta
sert bir muhalefeti örgütleyeceği beklenmeli. Bu durum önümüzdeki dönemde
anti-faşist ve anti-militarist mücadelenin yükseleceğine dair ipuçları
veriyor. Kavga önümüzdeki dönem şiddetlenecek.
Diğer yandan AKP
hükümetinin sağlık, eğitim, işçi hakları vb. konusundaki planlamaları
kesintiye uğramaksızın IMF direktifleri doğrultusunda devam edecek. Bu da
ülkede yoksullaşmanın artacağının, sınıfsal çelişkilerin şiddetleneceğinin
bir göstergesi. Buna hazır olacak bir örgütsel ve politik şekillenmeye
hızla ulaşmak gerek.
Son olarak yazın
olanca sıcaklığını yaşamakta olduğumuz günlerde emperyalist kapitalist
sistemin hayatımızı nasıl yaşanılmaz kıldığını çok daha açık görüyoruz.
Ekolojik bir felaket kapımzıda, hatta kapıdan içeri girmiş durumda.
Kuraklık, orman yangınları, cehennem sıcakları, küresel ısınma ve iklim
değişikliğinin yaşanmakta olduğunu gösteriyor. Kapitalizmin kâr hırsı ile
aşırı üretim tutkusu, tüm dünyayı yaşanmaz kılıyor. Birkaç on yıl içinde
ülke ve bölge çölleşmeye başlayacak. Bu sorunlar bugün artık
sosyalistlerin üzerinden atlayacakları sorunlar olmaktan çıkmış durumda.
Ekolojik olan politiktir, her politik yapı ekolojik yıkımı sınıf
mücadelesinin bir yüzü olarak görmeli ve tespit etmeli. Siyasal demokrasi
mücadelesinin olmazsa olmaz bir alanı olarak görmek ve ona uygun militan
bir çevre mücadelesi geliştirmek elzem hale gelmiş durumda. Bize miras
kalmayan, çocuklarımızdan ödünç aldığımız dünyayı var etmenin, eşitlikçi
dayanışmacı özgür bir dünya idealinin olmazsa olmazlarından birisi bugün
bu meseledir.
*
Yayın hayatımıza
yeni başlıyoruz. Yayınımız temel teorik meseleleri tartışmak, yeni
katkılar sağlamak amacında. Diğer yandan yaşamın politik yanından
soyutlanmadan, teori ile politikanın birliğini gören bir yerden kendini
var etmeye çalışacak. Bir yandan “sokakta militanlık yapacak”, diğer
yandan sosyalizmin sorunlarına çözüm yollarını tartışacak, teoride ve
pratikte militan bir yayın muradımız. En azından kendini var eden
ihtiyaçlar onu böyle tanımlamamıza neden olmakta. Bu amaçla ve amatör bir
heyecanla çıkıyoruz. Emeklerinizi, emeklerimizle birleştirdiğimiz ve
Marksizmin-Leninizmin ışıklı yolunu kılavuz aldığımız süece başarı
kaçınılmaz.
Bir sonraki sayıda
yeniden buluşmak üzere.
YAYIN KURULU |