dergi@devrimyolundakurtulus.net



 

4. SAYI / ŞUBAT 2008

İki Halkın Mücadele Birliği
Türkiye'de özgün bir devrimci süreç işlemektedir. Merkezi bir devlet otoritesi altında eşitsiz gelişen iki farklı devrimci süreçten bahsedilebilir. Doğal olarak bu iki devrimci sürecin hedefleri ve azami programları farklıdır/farklı olabilir. Bununla birlikte devrimci demokratik talepler her iki sürecin kesişim kümesinde yer almaktadır. Bu küme aynı zamanda her iki gücün ittifak zeminidir.

 

 

Kürt Sorunu

Türkiye İşçi Sınıfının Sorunudur

Militarizme ve şovenizme karşı mücadele emeğin ve ezilenlerin ekonomik ve sosyal sorunlarının alternatifi değildir. Türkiye’de yaşanan gelişmeleri doğru analiz etmek, işçi sınıfının temel sorunlarının sınıfsal özünü gizleyen, onları bizatihi kendi politik iktidar hedefinden saptıran ve onların sınıfsal çıkarlarıyla bağdaşmayan eylemlerin öznesi haline getiren etkenleri doğru saptamak, öncelikler belirlemek zorundayız. İçinde bulunduğumuz somut koşullar ve sınıf mücadelesindeki güçler dengesi dikkate alınmaksızın, farklı mücadele taktiklerine başvurulmaksızın işçi sınıfını ve emekçileri devrime hazırlamak mümkün olamaz.

 

 

Devrim ve Demokrasi Güçleri Toparlanmalı

Çatı, enternasyonalizm ve Kürt sorununda çözümün, işçi sınıfının, Kürtlerin, kır ve kent yoksullarının, kadınların, gençlerin, farklıların, ekolojistlerin kürsüsü olacaktır. Bu kürsü, sosyalistler içinde var olan rekabetçi yaklaşımların azalmasını sağlayacak, farklı sosyalizm anlayışlarını meşru görme kültürünü yaratacak ve böylece de sosyalistlerin birliğini sağlamanın yollarından biri olacaktır. Enternasyonalist dayanışmayı güçlendiren yanı ile iki halkın mücadele birliğinin sağlanmasında son derece önem taşıyan bir adım olacaktır. Ayrıca dünyanın farklı coğrafyasındaki sosyalistler, devrimciler ve farklı muhalefet hareketleriyle iletişimi ve dayanışmayı kolaylaştıracaktır.

 

 

Militarizm Sandalındaki Kara Delik

Seçim sonuçları militarizm canavarının hasarlanabileceğinin somut kanıtlarını ortaya koymuştur. Bu çelişki hızla sistemin aşil topuğunu oluşturabilir. Farklı siyasal geleneklerin, farklı siyasal kültürlerin, ezilenlerin bin umut adayları için hummalı ve uyumlu bir çalışma içinde olmuş olmaları ve bu çalışmanın sonuç üretmiş olması, çatı partisi için çok iyi bir deney alanı oluşturmuştur. Bu dar deneyi güçlendirmek ellerimizdedir.

 

 
 

"Sosyalist Demokrat"lar

"Sosyalist Bürokrat"lara

Karşı

Nasıl Mücadele Ederler?

 

"Görüşlerimiz" broşürünün yazarı bol keseden bizim “arsızlığımızdan, Kurtuluşçu olmadığımızdan” bahsetmektedir. Peki üçte-ikisi toplantıyı terk etmiş bir divanın üçte-birinin zorla (kapı tutularak) toplantıda kalması sağlanarak bir toplantıyı sürdürmek midir Kurtuluşçuluk? Reel sosyalizmin tarihi, iktidarı ele geçirmek için her yolu mübah görenlerin tarihi değil midir? İşler ne kadar tersine dönmüş ki iktidarı terk eden değil, azınlık olduğu halde azimle toplantıyı devam ettirip kendine iktidar yaratan demokrat ve Kurtuluşçu oluyor! Yoldaşlarının çoğunluğu ağlayarak salonu terk ettiği halde, “toplantının normal seyrinde devam ederek” sonuçlandırıldığını söyleyebilmek mi Kurtuluşçuluktur? Dün tüm anlaşmazlıklarına rağmen birlikte tuza ekmeği katık ettiğiniz insanların salondan çıkışını bir olanak olarak görmek midir Kurtuluşçuluk? Yoksa dün yan yana olunanları gayrı meşru zemin olarak ilan etmek mi Kurtuluşçuluktur?

Kimin Kurtuluş’tan kurtulmuş olduğuna karar verme hakkının kendi tekellerinde olduğunu sananlara, yıllardır anlattıkları sosyalist demokrasinin yanlış algılandığından dem vuranlara, çoğulculuktan ne anladıklarını, farklılıklara rağmen birlikte yürümekten, sosyalist solun birliğinden ne anladıklarını, son 6 ayda sergiledikleri tutumlarını, Kurtuluş’un temel politik tezleri ışığında bir kez daha gözden geçirmelerini öneririz. Bizim Sosyalist Demokrasi Partisi içinde birlikte çalışma ve beraber yol yürüme konusunda sorun yaşamadığımız grup ve kişilere bu dil ve üslupla saldırmakla da bir yere varılamayacağını da hatırlatırız. Bu grup ve kişilerle daha düne kadar siz de birlikte çalışabiliyordunuz. Şimdi birden bire birilerinin “yıkılan sosyalizm geleneğinden” gelmiş olduklarını hatırlamanız, ve parti içinde yanyana duramadığınız her kesimi “monolitik sosyalizm anlayışına alkış tutmak”la suçlamanız, hangi “sosyalist demokrasi”nin eseri, hangi “çoğulculuk”un gereğidir?

 


İşçi Sınıfının ve Ezilen Ulusların Kurtuluşu

Ulusal Değil Uluslararası Bir Davadır

RIDVAN TURAN

Ulusalcı solcuların dilinde emperyalizmin ülkeyi bölme tehdidi diye adlandırdıkları şey, esasen bir ulusun demokratik bir hak olarak ayrı devlet kurma hakkıdır. Ulusalcıların antiemperyalizmi, kendi devletinin, ordusunun saldırgan, sömürgeci politikalarını ve onun emperyalist işbölümü içinde tuttuğu yeri görmezden gelen dahası bunlarla mücadeleyi akıllarından bile geçirmeyen bir antiemperyalizmdir. Bu zevatın antiemperyalistliği Türk uluslaşma sürecinde anlatılan efsanelerden köken almaktadır. 


Ergenekon Operasyonu: Aktörleri, Nedenleri, Sonuçları

İLKER T. ŞAHİNOĞLU

Bırakın Kürt realitesini tanımayı Kürtçe diye bir dilin varlığını dahi reddeden Veli Küçük’ün ve Ergenekon’un; ırkçı ve irredentist bir ideolojiyi savunduğu ve asıl hedeflerinin Musul ve Kerkük’te bir Kürt devletinin kurulmasını engellemek olduğu anlaşılmaktadır. Bu hedefin, PKK’yle mücadelenin ötesinde bir çerçeveye oturduğu açıktır. Özetle Susurluk örgütünün faaliyetleri Türkiye Devleti’nin ABD eksenli geleneksel dış politikası ile herhangi bir çelişki göstermezken Ergenekon örgütünün, bu geleneksel stratejinin kökten değişmesini savunduğu anlaşılmaktadır.


Siyasal İslam, Sendikal Haklar ve AKP
NURETTİN ALDEMİR

Siyasal İslam hiçbir zaman üretim ilişkileri açısından kapitalizm için bir tehdit oluşturmamıştır. Bunun içindir ki sosyal ve siyasal uyanışlara karşı ülkemizde ve diğer ülkelerde islami akımlar sermaye ve devlet tarafından desteklenmiştir. Yer yer alınan tedbirlerin nedeni farklı yaşam alanlarında devlet-birey /birey-birey arasında Siyasal İslam’ın istediği ilişki kurma anlayışıdır. Siyasal İslam birey-birey/devlet-birey ilişkileri arasında bir zorlamada bulunmadığı sürece kapitalistler için ortada bir sıkıntı yoktur.


Kiminle Mücadele? Neye ve Kime Karşı Mücadele?
DİLAY İNKAYA

Kapitalizme karşı mücadeleyi esas alan, üretim araçlarının özel mülkiyetini ortadan kaldırmayı, tüm ezme ezilme biçimlerine son vermeyi hedefleyen sosyalist hareketle; kadın ezilmişliğine karşı mücadeleyi, kadınların kurtuluşunu ve özgürleşmesini hedefleyen kadın hareketi  arasındaki ilişki bir ittifak ilişkisi olmalıdır. Patriarka kapitalizmi, kapitalizm patriarkayı güçlendirmektedir. İkisinden birinin tek başına geriletilmesi genelde toplumsal yapı özelde kadınlar açısından sorunu çözmeye yetmez. Sosyalizmi kurma mücadelesinde ittifaklar kurarak yol almak önemlidir ama erkeklerin çıkarları kadınların ezilmişliğinin sürmesine dayanır ve er ya da geç bu çıkarla çatışma kaçınılmazdır. O halde karma kurumlarla ittifak ilişkisinin tek taraflı olabileceği riski hep söz konusudur.


Sosyalist Demokrasi Okulu Başka, Hayat Okulu Başka mı?
GÜNAY KUBİLAY

Hiç kuşkusuz Kurtuluş’un özgün bir hareket olarak şekillenmesinin temelini atmış kadrolara, bu özgün yanlarının, bu satırların yazarı gibi Kurtuluş’un ikinci, üçüncü kuşak kadrolarınca anımsatılması gerçekten üzücü olabilir. Kurtuluş bu özgün özelliklerinin yanı sıra, sosyalist demokrasi ve çoğulcu bir anlayışla kendini yenilemiş bir biçimde devrim ve sosyalizm kavgasındaki iddiasını sürdürmek istiyorsa, başı sıkıştığı zamanlarda bu özgün yanlarını dağarcığından fırlatıp atamaz.


Kaz Dağlarına 'Altın Hançer'
ŞABAN İBA

Bergama’da “altın felaketi” ve ona karşı gösterilen toplumsal ve siyasal tepki şimdi benzer yanlarıyla Kaz Dağları’nda yaşanmaktadır. Bu bakımdan Bergama mücadelesi birçok yanlarıyla benzeri etkinliklerin gelişmesinde etkili olmuştur. Kaz Dağları Koruma Girişimi’nin hızlı bir şekilde organize olmasında ve planlı bir faaliyete girişmesinde Bergama halkının direnişi bir örnek oluşturmuştur.


Kesintisiz Başkaldırı Coğrafyası: Kolombiya
SİBEL ÖZBUDUN - TEMEL DEMİRER

Ulusal Cephe hükümetlerinin, Kolombiya halkının yarısından fazlasının yoksulluk içinde yaşamasına neden olan toplumsal adaletsizliklere çare aramaktansa, toprak sahiplerinin oligarşisini sürdürmeleri, bir yandan ülke yönetimine karşı silaha sarılan gerilla gruplarının artmasına, diğer yandan gelir arayışıyla FARC’ın kontrol ettiği güney bölgelere kaçan yoksul köylülerin buralarda (hızla büyümekte olan kokain pazarının yarattığı talebin etkisiyle) koka yaprağı ekimine yönelmesine neden oldu.


Kahverengi Faşizmin Rengidir
M. ÖZLEM

Bugün Türkiye’nin temel sorununu Kürt sorunu oluşturuyorsa, işçi sınıfının sendikal örgütleri ve bir bütün olarak sınıfın kendisi şoven ideolojinin ve politikanın etkisi altındaysa, bu tersten sosyalist hareketin ve Marksist ideolojinin sınıf üzerindeki etkisinin zayıflığı anlamına gelir. Çünkü Marksist ideoloji şovenizmle bir arada duramaz. Bu noktada işçi sınıfının şovenizmden kopması tersten Marksizmin işçi sınıfı üzerinde hegemonyasının artması anlamına gelir.


Krizden Çıkan Dersler Üzerine
M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU

Bir devrimci örgüt faaliyetini düzenli yapamıyorsa, mücadeleden beslenmiyorsa krize girmesi kaçınılmazdır. Devrimci mücadele hayatın ta kendisidir. İnsanın yeniden insanlaşma, varolma kavgasıdır. İnsanı insanlıktan çıkaran, doğal ortamından koparan, ait olduğu topluma yabancılaştıran çarpık düzeni yoketmenin birinci koşulu pratik mücadele hattında düzenli ve gelişen bir çizgiyle sömürü sistemine karşı mücadele etmektir.


Uzun İnce Bir Yol: Emekli-Sen
SUAT BAŞARANER

Örgütlenme özgürlüğünün özgül bir biçimi olarak sendika kurma hakkı birçok uluslararası belgede genel olarak örgütlenme özgürlüğü ile aynı kategoride ve onun bir parçası ve herkese tanınan bir hak olarak algılanmıştır. BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde “Herkesin menfaatlerinin korunması için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.” denmektedir.


Engelli ve(ya) Engellenmiş Kadınlar
EMEL VURAL

Erkek egemen bakış açısına sahip toplumda yaşayan kadınların sorunları olduğu gibi engelli kadınların da ayrıca daha farklı sorunları bulunmakta, engelli kadın hem kadın hem de engelli olduğu için daha ağır sorunlar yaşamaktadır. ”Engelli kadın” olma durumu  zorluk katsayısını ikiye katlamakta ve kadına karşı “yapamazsın” şeklindeki ön yargıları büsbütün artırmaktadır.


Devlet, Devrim ve Sosyalist Demokrasi
TAHİR OZAN

Gerçekte demokrasi, özgürlükleri dışlar. Demokrasi zorunluluklar dünyası olarak devlete ihtiyaç duymadığı ölçüde sönümlenebilir. Devletin tüm sınıflar karşısında yansız ve tarafsız kalacağı düşünülmüyorsa eğer baskı ve zor hâlâ bazı sınıf ve tabakaları denetlemek için gerekliyse “özgürlükler’’ dünyasından söz edilemez.


Ekolojideki Değişmeler
MEHMET ALHAN

Dünya nükleer çağa, ABD’nin 1945’te iki Japon şehrine attığı atom bombalarıyla girdi. Ama asıl dünya çapındaki radyoaktif kirlenme sorunu, 1950’li yıllarda ABD ve eski SSCB’nin birbiri ardına yaptığı nükleer denemelerden sonra ortaya çıktı. Bu denemeler ıssız bölgelerde yapılıyordu. Patlamanın gücüyle atmosferin yukarı tabakalarına savrulan nükleer maddelerin orda zararsız hale gelinceye kadar kalacağı sanılmaktaydı. Ama ABD’li fizikçiler 1954’te tüyler ürpertici bir keşifte bulundular. Her nükleer denemeyi takip eden haftalarda ABD’nin deney sahasından uzak çeşitli yerlerinde radyoaktif yağmurlar yağıyordu.


4. SAYI (ŞUBAT 2008)

 

günlerin tortusu

YAYIN KURULU

ÖZEL SAVAŞ AHTAPOTU VARLIĞINI SÜRDÜRÜYOR


RIDVAN TURAN

İŞÇİ SINIFININ VE EZİLEN ULUSLARIN KURTULUŞU ULUSAL DEĞİL ULUSLARARASI BİR DAVADIR


İLKER T. ŞAHİNOĞLU

ERGENEKON OPERASYONU: AKTÖRLERİ, NEDENLERİ, SONUÇLARI


NURETTİN ALDEMİR

SİYASAL İSLAM, SENDİKAL HAKLAR VE AKP


DİLAY İNKAYA

KİMİNLE MÜCADELE? NEYE VE KİME KARŞI MÜCADELE?


GÜNAY KUBİLAY

SOSYALİST DEMOKRASİ OKULU BAŞKA, HAYAT OKULU BAŞKA MI?


ŞABAN İBA

KAZ DAĞLARINA 'ALTIN HANÇER'


SİBEL ÖZBUDUN - TEMEL DEMİRER

KESİNTİSİZ BAŞKALDIRI COĞRAFYASI: KOLOMBİYA


M. ÖZLEM

KAHVERENGİ FAŞİZMİN RENGİDİR


M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU

KRİZDEN ÇIKAN DERSLER ÜZERİNE


SUAT BAŞARANER

UZUN İNCE BİR YOL: EMEKLİ-SEN


EMEL VURAL

ENGELLİ VE(YA) ENGELLENMİŞ KADINLAR


TAHİR OZAN

DEVLET, DEVRİM VE SOSYALİST DEMOKRASİ


MEHMET ALHAN

EKOLOJİDEKİ DEĞİŞMELER


kavramsal çerçeve

SİYASAL İKTİDAR, DEVLET, SINIFLAR VE FAŞİZM

 

3. SAYI (EKİM 2007)

 

günlerin tortusu

YAYIN KURULU

LÜTUFLA DEMOKRATİKLEŞME OLMAZ!


GÜNAY KUBİLAY

SDP ÜÇÜNCÜ KONFERANSA GİDERKEN...


RIDVAN TURAN

'SARAYLARA SAVAŞ, KULÜBELERE BARIŞ!''


AYŞE BATUMLU

'SİVİL' VE 'DEMOKRATİK' ANAYASA!


SİBEL ÖZBUDUN -

TEMEL DEMİRER

'YENİ ANAYASA'YA

ESKİ(MEYEN) DERSLER!


ŞABAN İBA

ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ ÜZERİNE


YAKUP KARABACAK

SOSYALİSTLER VE BURJUVA HUKUKU


M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU

NEDEN/NASIL ÖRGÜT?


NURETTİN ALDEMİR -

MURAT YAMAN

KESK TARİHİYLE YÜZLEŞMELİDİR!


YILMAZ ASLAN

İŞÇİ SINIFININ DURUMU VE ÖRGÜTLENME SORUNU


SERDAR GÖKŞEN

KAPİTALİZM VE ÇEVRE SORUNUNA BAKIŞ


marksist literatür

KAPİTALİZM VE MODERN DEVLET

 

2. SAYI (EYLÜL 2007)

 

günlerin tortusu

YAYIN KURULU

EYLÜL YİNE GÜZÜN EYLÜLÜ


RIDVAN TURAN

PARLAMENTO: TARİHSEL DENEYİMLER, GÜNCEL OLANAKLAR


NURETTİN ALDEMİR

SAVAŞIN AMİGOSU KURT ADAMLAR PARTİSİ CHP


M. ÖZLEM

BİR DARBENİN ANATOMİSİ


ŞABAN İBA

BMM'NİN KURULUŞU VE KÜRTLERİN TEMSİLİ SORUNU


TEMEL DEMİRER

YABANCILAŞ(TIRIL)AN KOLEKTİF İŞÇİ SINIFINA DAİR


EKİN BODUR

CİNSEL TACİZ ÜZERİNE


DİLAY İNKAYA

GEÇMİŞİNİ GERİ ALMAK


BARIŞTA ERDOST

ANTİEMPERYALİZM NEYİ ÖRTER?


ÇETİN VEYSAL

SAVAŞIN FELSEFESİ


AYSEN AYSUNA

"KİŞİ, BİLMEDİĞİNİN DÜŞMANIDIR..."


YASEMİN DELİDUMAN

"KALBİM IRAK VE KÜRDİSTAN'IN KADINLARI İÇİN YANIYOR!"


GENÇ KURTULUŞ

ALAN FAALİYETİ OLARAK DEV-LİS


sosyalist bellek

JORGE SHAFİK HANDAL

EL SALVADOR: MÜCADELE SÜRÜYOR

 

1. SAYI (AĞUSTOS 2007)

 

günlerin tortusu

YAYIN KURULU

YENİ DÖNEM, YENİ GÖREVLER


KURTULUŞ

KURTULUŞ'TA NE OLDU, NASIL OLDU?


GÜNAY KUBİLAY -

RIDVAN TURAN

2007 GENEL SEÇİMLERİ: MİLİTARİZM SANDALINDAKİ KARA DELİK


M. ÖZLEM

BİR SEÇİM SONUCU OKUMASI: BENDEN SONRASI TUFAN


NURETTİN ALDEMİR

İŞÇİ SINIFI VE 22 TEMMUZ SEÇİMLERİ


ŞABAN İBA

22 TEMMUZ SEÇİMLERİ VE SOSYALİST TAVIR


EKİN BODUR - DİLAY İNKAYA

EMEK, BEDEN, KİMLİK POLİTİKALARINA GİRİŞ


TEMEL DEMİRER

RESMİ TARİH YALANI VE GERÇEK(LER)


MARIO ROBERTO SANTUCHO

BURJUVA İKTİDARI VE DEVRİMCİ İKTİDAR


GENÇ KURTULUŞ

İÇERİSİNDEN GEÇTİĞİMİZ DÖNEM HAKKINDA KISA DEĞİNMELER


sosyalist bellek

AUGUSTO OLIVARES

ALLENDE İLE FİDEL'İN AMERİKA DİYALOĞU


marksist literatür

MODERN KAPİTALİST DEVLET KURAMLARI ÜZERİNE